Müdürlüğünde ayrı mı ?

Baris

New member
Müdürlükte Ayrı Mı? Bir Hikâye Üzerinden Düşüncelerimiz

Bir akşam, eski dostum Murat’la bir kafede karşılaştık. Genelde iş ve hayat üzerine sohbet ederken, birden kadın-erkek ilişkilerinin iş dünyasındaki yerinden, işlerin yönetilmesindeki farklı bakış açılarından konu açıldı. Murat, sakin bir şekilde, “Bir yönetici, farklı cinsiyetlere sahip insanlar arasında denge kurmaya çalışırken, belki de farkında olmadan iki farklı dünyayı bir arada yönetiyor” dedi.

O an, aklımda bir şeyler kıvılcımlandı. Bu cümleye nasıl bir cevap vermeliydim? Kadın ve erkek bakış açılarının iş dünyasında nasıl farklılaştığını düşündüm. Sonra kendimi bir hikâyenin içinde buldum. İşte, o hikâye…

Hikâyenin Başlangıcı: Yönetim ve Farklı Perspektifler

Zeynep, başarılı bir kurumsal yöneticiydi. Genç yaşta terfi etmiş, liderlik becerileriyle dikkat çekmişti. Bir gün, Zeynep’in şirketteki yeni müdürlük görevine atanacağı açıklandı. Fakat bu atama, bir dizi bilinçli seçimin ve stratejilerin sonucu değil, tam aksine, kendisini yıllardır tanıyan biri tarafından verilmişti. Bu durum, pek çok gözdağı vermek yerine, Zeynep’in iş dünyasına bakışını değiştirecek bir fırsat sunuyordu.

Zeynep’in iş arkadaşı Serkan ise uzun yıllardır aynı pozisyonda çalışıyordu. Çalışma tarzı, tamamen çözüm odaklıydı. Zeynep’in terfisi üzerine, Serkan “Zeynep'in işleri duygusal bakış açısıyla yönetmesi zor olabilir. Yönetim, bazen sert ve soğuk olmalı. Hedefler ne olursa olsun, sonuçları her zaman ön plana almak gerekiyor” demişti. O an, Zeynep ve Serkan arasında bu farklı yaklaşım farkı, işlerin nasıl yönetileceğine dair temel bir anlaşmazlık yaratmaya başlamıştı.

[color=] Erkeklerin Çözüm Odaklı Yaklaşımı ve Kadınların İlişkisel Becerileri

Zeynep’in yönetim tarzı, kadınların genellikle ilişkisel ve empatik yaklaşımlarıyla tanımlanır. Zeynep, takımının ihtiyaçlarını dinler, kişisel gelişimlerine önem verir ve aynı zamanda takım üyelerinin birbirleriyle sağlıklı ilişkiler kurmalarını teşvik ederdi. Kadınların genellikle bu tür duygusal zekâya dayalı yaklaşımları, çoğu zaman erkek egemen iş dünyasında göz ardı edilirdi. Ancak Zeynep, bunu bir güç olarak kullanıyordu.

Serkan’ın yaklaşımı ise tamamen farklıydı. Stratejik ve hedef odaklıydı. Kısa vadeli başarılar, genellikle büyük resmi görmekten önce geliyordu. Erkeklerin daha stratejik ve çözüm odaklı yaklaşımları, işler zora girdiğinde krizlere karşı hazırlıklı olmalarını sağlıyordu. Ama bu yaklaşım, bazen insanları göz ardı etmelerine neden oluyordu.

Bir gün Zeynep ve Serkan büyük bir krizle karşılaştılar. Şirketin büyük bir projesinde ciddi bir aksama olmuştu ve bu, hem Zeynep’in liderliğini hem de Serkan’ın stratejik yaklaşımını test etmek için büyük bir fırsattı. Zeynep, ekibini toplayarak, onların nasıl hissettiklerini sordu. “Bu süreçte moralinizin yüksek olması çok önemli, hep birlikte çözebiliriz” dedi. Serkan ise “Hedefe varmak için bu sorunu bir an önce çözmemiz gerek, duygusal bakış açısı değil, strateji öncelikli” dedi.

Zeynep, insanları dinlemenin gücünü kullandı. Takımının hissettiklerini anlamak, onların güvenini kazanmak işlerin daha verimli hale gelmesini sağladı. Bu yaklaşım, çözümün sadece teknik değil, duygusal bir yönü olduğunu gösteriyordu. Serkan, durumu daha hızlı çözebilmek için pratik adımlar atsa da, Zeynep’in insan odaklı çözümü, sonunda çok daha kalıcı bir çözüm sundu.

Erkek ve Kadın Perspektifinin Bütünleyici Gücü

İş dünyasında kadın ve erkek bakış açıları genellikle birbirini tamamlayan iki farklı yaklaşım olarak var olur. Zeynep’in empatik yaklaşımı, ekibini motive ederken, Serkan’ın stratejik bakış açısı da hedeflere ulaşmak için gerekli olan sağlam temelleri atıyordu. Kadınların empatik ve ilişkisel yetenekleri, işlerin insan boyutunu yönetirken, erkeklerin çözüm odaklı stratejik bakış açıları ise işin somut ve daha analitik yönlerini yönlendiriyordu.

Zeynep ve Serkan’ın hikâyesi, toplumsal normların ötesine geçerek, her iki bakış açısının aslında ne kadar birbirini dengeleyebileceğini gösteriyor. Yönetici, ister kadın, ister erkek olsun, her iki perspektifi de göz önünde bulundurmalı ve gerektiğinde bu yaklaşımları bir arada kullanarak güçlü sonuçlar elde etmelidir.

[color=] Toplumsal Dönüşüm ve İş Hayatındaki Yeri

Toplumun her iki cinsiyete de sunduğu farklı roller, iş dünyasında uzun yıllar boyunca etkisini gösterdi. Kadınların duygusal zekâsı, erkeklerin ise stratejik düşünme becerisi öne çıkıyordu. Ancak artık bu sınırlar giderek daha belirsiz hale geliyor. Artık Zeynep gibi kadınlar, güçlü yönetim becerilerini, insan odaklı çözümlerle birleştirerek başarıyı elde ediyor. Serkan gibi erkeklerse, analitik becerilerini, insan ilişkileri üzerine kurarak daha etkili bir iş ortamı yaratabiliyorlar.

İş dünyasında başarı, yalnızca kişisel başarılarla ölçülmemeli; aynı zamanda takım çalışması, empati, anlayış ve strateji de bir arada bulunmalı. Zeynep ve Serkan’ın hikâyesi, bu dengeyi anlamamıza yardımcı olurken, iş dünyasında kadınların ve erkeklerin nasıl birbirlerini tamamladığını gösteriyor.

Sizce iş dünyasında cinsiyetler arasındaki farklı yönetim yaklaşımları ne kadar önemli? Kadın ve erkek bakış açıları arasındaki dengeyi nasıl sağlarız?